Polinezya Adalarının Ata Sporu: Sörf

Bu gün sörf, muhtemelen en havalı sporlar arasındadır. Ancak yüzyıllar önce durum oldukça farklıydı.

Dalga sörfü, tarih öncesi çağlara dayanmakla birlikte; denize açılan balıkçıların kıyıya dönmek için kullandıkları zorunlu metotlardan türediği tahmin edilmektedir.

Bir çok kaynaktan sörfün; Polinezya Adaları, Batı Afrika Sahilleri ve Peru’da yapıldığını biliyoruz. Ancak özellikle Hawaii Takımadaları’nda yaşayanlar için sörf; hem dini hem de toplumsal bir olguydu. Yüzyıllardan beri var olan bu geleneklerini unutmamışlar, gündelik yaşamlarının merkezine almışlardı.

Toplumun tamamı kapu adı verilen sörf tabularını kabul etmişti.

Her şeyden önce sörf, Hawaii Takımadaları’nda yaşayan herkes tarafından yapılırdı. Sörf yapmanın yaşı ve cinsiyeti yoktu ancak hangi sınıfın hangi sörf tahtası kullanacağı ve nerede sörf yapacağı kast sistemi ile belirlenmişti.

Örneğin; bazı sahil ve bazı dalgalar sadece şeflere ayrılmıştı. Toplumsal yaşam içerisinde de; kabilenin erkekleri yeteneklerine göre saygı ve statü kazanırdı.

Diğer Polinezya Adaları‘ndan bazıları olan Tahiti, Tonga ve Samoa adalarında da; kabile savaşçılarının eğitiminin ayrılmaz bir parçasıydı.

Sörf tahtaları koa,ekmek ağacı ya da wiliwili ağacından yapılırdı. Tahtanın yontulacağı ağaç seçildikten sonra, ağaca şükran için sunak adanırdı. Dalga için; yüksek dereceli bir rahip eşliğinde dua ve ilahiler okunur, sörf yaparken tehlikeli bir durumdan kurtulan kişi okyanusa şükran sunardı. Sörf aynı zamanda bereket tanrısı lono için yapılan ayinlerin de ayrılmaz bir parçasıydı.

Çoğu Hawaii’li alaia denen ince, orta boyutlu ve ayakta kullanılan tahtalar kullanırdı. Bu tahtalar günümüzdeki modern sörf tahtalarının da atası olarak kabul edilir. Bazıları paipo denen kısa ve yüzüstü yatarak kullanılabilen tahtaları kullanırdı. Ancak olo adı verilen ve alaiatahtalarının yaklaşık iki katı uzunluktaki tahtaları sadece kabilenin şefleri kullanabilirdi.

Sömürgecilik Dönemi

Sörfün belgelenmeye başladığı yıllar sömürgecilik dönemine denk gelir.

Hawaii Takımadaları 1767 yılından beri bilinse de, 1779 yılında Kaptan James Cook liderliğindeki bir grup kaşif; HMS Endeavour adlı gemi ile Yeni Zelanda ve Polinezya Adalarını haritalandırdı ve belgeledi.

Sörf, ilk defa James Cook’un ekibinde doktor olarak görev yapan William Anderson tarafından görülüp aktarılmış olsa da sörfü belgeleyen kişi, James Cook’un ölümünden sonra görevini devralan James King oldu.

James Cook ve mürettebatının adaya varışını takip eden yıllarda, Hawaii Takımadaları’na Avrupa’dan büyük bir göç başladı. Misyonerlerin Hawaii’ye yerleşmeye başlaması sörfe ilk ağır darbeyi indirdi. Yarı çıplak halde sörf yapan kadın ve erkekleri gören misyonerler yerleşim sürecinde ilk iş olarak Protestan ahlakı ile tamamen ters olan bu eylemi yasakladı.

Sörf, asıl büyük darbeyi ise adaların verimli toprakları üzerinde kurulan şekerkamışı plantasyonlarında çalıştırmak üzere dünyanın farklı yerlerinden işçilerin/kölelerin getirtilmesi sonucu aldı.

Adalara taşınan hastalıklar yüzünden sömürge öncesi adalar nüfusu tahmini olarak 800.000 iken, sömürge döneminde adaların nüfusu 40.000’e kadar düştü. Yıllar içerisinde sömürge etkisi yoğunlaşarak arttı ve adanın yerli monarşisi 1893 yılında tahttan indirilerek 1898 yılında Hawaii Takımadaları ABD’ye sömürge toprağı olarak bağlandı ve sörf neredeyse unutuldu.

Yeniden Yükseliş

Hawaii’nin bağımsızlığının sona ermesi ve sörfün yeniden canlanması aşağı yukarı aynı döneme rastlar ve ironik olarak sörfü canlandıranlar beyaz adamların kendileri olmuştur. Hawaii’nin sömürge toprağı olarak ABD’ye bağlanması ile beraber ABD’den gelemeye başlayanlar sörfü yeniden keşfederler ve sörf ilk büyük sıçramasını yapar.

1907 yılında; yarı Hawaii’li bir sörfçü olan George Freeth, kendisini tatili sırasında sörf yaparken gören sanayici Henry Huntington’un daveti üzerine ABD’nin güney sahillerine gösteri turu yapar ve yaptığı gösteri oldukça ilgi görür.

1908 yılında; 39 yaşında Hawaii’ye yerleşen Alexander Hume Ford, Honolulu’nun ünlü plajı Waikiki’de sörf yapanları görür ve kısa sürede sörfü öğrenerek Outrigger Kano Klübünü kurar.

Ford’un aynı dönemde ünlü yazar Jack London ile tanışması ve Jack London’un sörf hakkında yazılar yazması ile beraber daha da popüler olmaya başlar.

1914 yılında ise; Hawaii’li olimpiyat yüzücüsü Duke Khanamoku, ABD olimpiyat takımından ayrıldıktan sonra Avustralya’ya yüzme gösterileri için gittiğinde gösterisine sörfü de ekler ve sörf Avustralya’da oldukça ilgi görür.

Modern Sörf Çağı

Sörfün ikinci büyük sıçraması ilginç şekilde 2.Dünya Savaşı sayesinde olur denebilir:

2.Dünya Savaşı sırasında yapılan bir çok savaş teknolojisi ar-ge (cam elyaf teknikleri, dayanıklı köpük, neopren içerikli kıyafetler, vb.) çalışması; bu teknolojilerin ticari olarak da kullanılabileceğini gösterir. Bu kullanım alanlarından biri de; daha kısa sürede, daha ucuza ve daha kaliteli sörf tahtalarının ve kıyafetlerinin yapımıdır.

Savaşın bitmesi ile beraber ABD’nin güney sahillerinin nüfusu hızla artmaya başlar. Bu süreçte sörf, popüler kültürün nesnesi haline gelir. Filmler, dergiler ve California Sound denen pop-rock müzik etkisiyle, Kaliforniya tarzı yaşam dünyaca bilinir hale gelir.

1960–1970 yılları arasında sörf tahtalarının yapım tekniklerindeki gelişmeler ve neopren dalış kıyafetlerinin piyasaya sürülmesi ile beraber modern sörf çağı resmen başlamış olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir